Koronavirüs pankreasa saldırıyor, diyabet riskini tetikliyor

İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın, koronavirüsün Tip-2 diyabet hastalarına etkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Aydın, son günlerde enfeksiyon öncesi diyabet tanısı bulunmayan hastalarda da diyabet belirtileri görülmeye başlandığı uyarısında bulundu. DHA’nın haberine göre; son günlerde karşılaştıkları bir diğer noktanın da enfeksiyonunun sistemik bir tutulum yapmasından dolayı diyabete meyil yaratması olduğunu söyleyen Hasan Aydın, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Hastaneye yatma olasılıkları ve yoğun bakıma olan ihtiyaçları diyabeti olmayanlara göre daha fazla oluyor. Nedeni diyabetin bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık olmasıdır. Covid-19 başlı başına ağır bir hastalık. Buna bir de bağışıklık sistemini baskılayan diyabet eklendiğinde kişi hastalığı çok daha ağır geçiriyor.” ABD’li bilim insanları tarafından yapılan, koronavirüs geçiren 181 bin hastayla hastalığı geçirmeyen bir grubun karşılaştırıldığı bir çalışmada çarpıcı sonuçlar elde edildiği bilgisini veren Prof. Dr. Hasan Aydın, 2021 yılında sonuçları yayınlanan çalışmaya göre; geçirenlerde geçirmeyenlere oranla diyabet görülme riskinin yüzde 40 arttığını söyledi. Koronavirüs pankreasa saldırıyor, diyabet riskini tetikliyor #1 Diyabet riskinin artışına üç etkenin yol açabileceğini söyleyen Prof. Dr. Aydın, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Öncelikle Covid virüsü pankreasta doğrudan hasar oluşturarak insülin yapma kapasitesini azaltır ve sonrasında diyabete yatkınlık oluşturabilir. İkinci bir etken olarak pandemi sürecinde, hareketsizlik, aşırı kalorili gıda tüketimi insülin direncini arttırarak diyabet gelişmesine yol açabilir. Üçüncüsü de orta veya ağır şiddette Covid-19 geçirenlerde kullanılan kortizon ilacı diyabet hastalığına yatkınlık oluşturabiliyor.” Koronavirüs pankreasa saldırıyor, diyabet riskini tetikliyor #2
Aydın, enfeksiyonu geçirmeden önce gizli şeker hastalığı için ilaç kullanan, diyet yapan kişilerin, geçirdikleri sırada ve sonrasında ilaçlarını düzenli kullanamadıkları ve düzenli diyet yapamadıkları nedeniyle bu faktörün diyabet risk artışına yol açabileceğini vurguladı. Koronavirüs sonrası her zamankinden daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Aydın, şu tavsiyelerde bulundu: “Post Covid döneminde yüzde 40 oranında diyabet riski artışından bahsediliyor. Bu nedenle Covid-19 geçiren kişiler hastalıktan sonra şeker takiplerini daha dikkatli yapmalı. Karbonhidrat ve şeker ağırlıklı beslenmeden de uzak durmaları gerekiyor. Ayrıca hareketsiz kalınmaması, yaşa ve iklim şartlarına uygun aktivitelerini sürdürmesi de oldukça önemli. Egzersizin hem diyabet gelişim riskini azalttığı hem de diyabetli kişilerde kan şekeri kontrolü üzerine olumlu etkileri olduğu iyi biliniyor.” Koronavirüs pankreasa saldırıyor, diyabet riskini tetikliyor #3
Koronavirüs nedeniyle gelişen tip-2 diyabetin çoğunlukla geçici olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hasan Aydın, en fazla 6 ay kadar sürdüğünü, 6 ayın sonunda ise kişinin kan şekerinin normal seviyeye düşerek kendiliğinden geçtiğini de belirtti. Prof. Dr. Aydın sözlerine şöyle devam etti: “Bu durum yeni bir tanımlaya yol açacak. Muhtemelen ‘Post Covid Diyabet’ gibi bir tanı ortaya çıkacak. Bu hastalar görüldüğü kadarıyla farklı özellikler taşıyor. Alışılagelmiş diyabet tiplerinden daha farklı bir tipi oluşturuyor. Bir taraftan otoimmün bir hastalık seyri gibi görülüyor. Pankreasa karşı oto antikorlar geliştiğini tespit ediyoruz. Öte taraftan tip-1 diyabet gibi bir seyir ortaya çıkıyor. Hastaların insülin ihtiyaçları ortaya çıkıyor, oral yoldan alınan ilaçlarla tedavi edilemiyorlar. Ancak bir taraftan da geçici bir hastalık, hastalar 6 ay sonra kendiliğinden düzeliyor.” Koronavirüs sonrası geçirilen tip-2 diyabetin geçici olsa da ilerleyen dönemde vücutta bırakacağı hasarların net olarak henüz bilinmediğine dikkat çeken Aydın, hastalarının pankreaslarından patoloji alınmadığından ne derecede hasar olduğunun bilinmediğini, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitiren kişilere otopsi yapılabilirse pankreasa ne derecede etki ettiğinin bilinebileceğini söyledi. Prof. Dr. Aydın ne Türkiye’de ne de dünyada böyle bir çalışmanın şu ana dek yürütülmediğini de ekleyerek sözlerini bitirdi. 

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.