İçimiz Karardı! CHP’li Aykut Erdoğdu Ekonomide Durumu Anlattı

İçinde bulunduğumuz dönemler özellikle ekonomi ve finans bilenler açısından çok zor geçiyor. Reel sektör, finans dünyası, ekonomistler, çalışanlar, iş dünyası herkesin hissettiği birçok sorunların ekonomi yönetiminden kaynaklı olduğu uzun süredir konuşulurken, CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı oylamasının 28 Mayıs’a kalması sonrası öyle bir paylaşım yaptı ki, başımız döndü. Uzun zamandır önemli ekonomistlerin konuştuğu, ‘iktidar değişimi halinde, görünenin ötesinde sorunların ortaya çıkabileceği’ söylemi aklımıza geldi. Erdoğdu, çoğunluğunu açık kaynaklardan derlediği verileri paylaşırken, bu iddianın gerçek olabilme ihtimali düşündürüyor.

Kaynak: https://twitter.com/aykuterdogdu/stat…

“Devletin Genel Durumu” başlığında paylaştığı uzun mesajında Erdoğdu, milli güvenlik ve 15 Temmuz sonrası Fetö ile mücadeleye yönelik devlette değişen kadrolara da değindi. Biz kendi konumuzla ilgileniyoruz: Ekonomi.

Erdoğdu, yaklaşık bir ay önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini çağırdığını, seçim sonrası kazanılması halinde devralınacak duruma dair bir araştırma yapmasını istediğini belirtiyor. Gerek ulaşabildiği kaynaklardan gerek de halka açık bilgiler üzerinden kurulan heyetle bir araştırma yapılıyor. Erdoğdu, amaçlarının bu araştırma sonuçlarını paylaşmak olmadığını, sonuçların ürkütücü olduğunu, tüm sonuçları değil ancak bir kısmını paylaşmak zorunda kaldığını belirtiyor ve ekliyor:

Bedel ödemek istemeyiz. Ama ödenecek bir bedel varsa da korkup kaçmayız.

“Maliye tarafında çok fazla sorun yok” diyen Erdoğdu, vergilerin alt yapısının sağlam olduğunu, ancak “vergi ödemeyen imtiyazlı şirketler” olduğunu söylüyor.

‘İmtiyazlı şirketler’ için göz yumulduğunu belirten Erdoğdu, vergi incelemelerinin yapılmadığı gibi raporların da uygulanmaya alınmadığını, vergilerin silindiğini bundan da devletin içindeki özellikle teknokrat bürokratların büyük rahatsızlık duyduğunu iletiyor. 

Kara para, mali sistem suçları gibi geniş bir alanda yetkili olan MASAK’ın ise işlevsiz bırakıldığı belirtiliyor. ‘Kör edilmiş’ tabiri kullanılırken, uzmanların çalışamadığını, MASAK’ın yetkilerinin siyasi olarak kullanıldığını belirtiyor.

Erdoğdu, “Hazine’de tablo çok ağır” diyor.

Kadrolarda sorunların büyük olduğunu, bakan yardımcılarının kendi dar ekipleriyle iş yaptığını, yetkin ve teknik kadroların işlere karıştırılmadığını belirtiyor. 

Maliye’de de belirtildiği gibi, Hazine’nin gelir yönünden vergilerden yana sorunu bulunmamasına karşın, sorunun giderlerde olduğu belirtiliyor.

“Borçlar ve koşullu yükümlülüklerde korkunç bir artış var” diyen Erdoğdu, seçim öncesi uzmanların da korktuğu gibi artan harcamaların Hazineyi boşalttığını, yıllık bütçede öngörülen açığın tamamına yakın harcandığı, BOTAŞ’ın birikmiş görev zararının 300 milyar TL’nin üzerinde, EYT yükünün 200 milyar TL, KKM’nin tablosunun net olmaması gibi detaylar veriyor.

Deprem bölgesi gerekli kaynağın 600 milyar TL olduğunu, gelirlerin çoğunun garanti ödemelerine gittiğini, Hazinenin nakit parasına da dokunulamadığını, kamu bankalarından çekilmesi halinde faiz baskısı yaratacağını belirtiyor.

Kamu bankaları detaylarını açıklayamayan Erdoğdu, seçim sonrası kur ve faiz değişimlerinin kaçınılmaz olduğunu ancak bunun “büyük sorunlar yaratacağını” açıklıyor.

Mevcut bütçenin Eylül ayına erişemeyeceğini, minimum 1,5 trilyon lira ek bütçe ihtiyacı olduğu için de ek vergilerin yolda olduğunu da öngörüyor. Özel bankaların bir şekilde kendilerini garanti altına alarak, sorunlara hazırlıklı olduğunu söylerken, ‘yaşanacak bir kur veya faiz şokunun’ bankacılık sisteminde sorun yaratmama ihtimaline karşı da uyarıyor. Hazine’nin böyle bir durumda batık bankaları kurtarmak zorunda kalabileceğini de söylüyor. 

Takipteki kredilerin de uzmanların uzun süredir uyardığı şekilde ‘yüzdürüldüğünü’ üstü kapalı söyleyerek Bankalar Kanunu gereği daha fazlasını açıklamıyor.

2021 yılında faiz indirimlerine başlamasıyla çok eleştirilen Şahap Kavcıoğlu’nun başında olduğu Merkez Bankası’nın “en ağır tabloyu” çizdiğini söylüyor.

Döviz rezervlerinde eksi 70 milyar dolar seviyesini telaffuz edilirken, 21 Aralık 2021 sürecinden bu yana uzmanlar 128 milyar dolardan fazlasının satıldığını sürekli hesaplayarak söylüyor. 

Rezervlerdeki seviyenin ‘dövize endeksli ancak TL’de duran’ KKM’nin 100 milyar dolardan fazla olmasına karşın gerçekleştiği görülürken, ‘Zorunlu ithalatımızı karşılayacak kadar dahi dövizimiz kalmamış durumda’ ifadeleri derin bir nefes almamıza neden oluyor.

Bakan Muş’un hep rekorlarından bahsettiği ihracat artışına karşın, dış ticaret açığındaki tarihi yüksek seviyelere dikkat çekilirken, hesaplamalara göre 1 yıl içinde bulunması gereken finansman 200 milyar dolar seviyesinde.

CDS yani Türkiye’nin kredi risk primi (bir nevi borçlarını ödeyememe ihtimali) tarihin en yüksek seviyesinde bulunurken, bunun etkilediği borçlanma oranları için de ‘tefeci faiziyle borçlanıyoruz’ tanımını kullanan Erdoğdu, yine de borçlanmak için döviz bulamadığımızı hatırlatıyor.

“Döviz satışı ve altın ithalatı fiilen durmuş durumda” derken, rezervlerdeki erimeyle döviz olmadığını belirtirken, “Merkez Bankası teknik olarak iflas etmiş görüntüsü veriyor” diyor.

Birçok önemli dünya çapındaki ekonomistin de yurt içindeki uzmanlara ek olarak uyardığı ‘borç ödeme krizine girebilir’ diyor.

Son olarak tabloyu “Kriz Değil İflas” olarak nitelerken, “Devletimizin kolonları çürütülmüş. Sütunları kesilmiş” benzetmesini yapıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilmesi halinde bu durumu yönetemeyeceğini iddia eden Erdoğdu, ‘Nasıl kurtuluruz?’ sorusuna da  ‘Kurtuluşun bedeli var ve bu bedeli hep beraber ödeyeceğiz’ diyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*