Gezi Davası’nda karar: Adalet katledildi, yargılananlara ceza yağdı!

Sanık ve avukat savunmalarının yapıldığı Üçüncü Gezi davasının 6. duruşması bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise 18’er yıl hapis cezası verildi.

GÜNCEL 25.04.2022 09:43

Gezi Davası'nda karar: Adalet katledildi, yargılananlara ceza yağdı!

Abone Ol google-news

Dilan ESEN

Gezi Direnişi davasında iş insanı Osman Kavala, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Davada diğer sanıklardan Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin de 18’er yıl hapis cezasına çarptırılmalarına ve tutuklanmalarına karar verildi.

Gezi Direnişi’ne ilişkin beraat kararlarının bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlanan Gezi Davası’nın 6. duruşması, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İzleyici sayısının çokluğu nedeniyle duruşma 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda devam etti.

Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası verildi. Hepsinin tutuklanmasına hükmedildi. Osman Kavala’ya hükümeti kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Casusluk suçlamasından ise beraatine ve tahliyesine hükmedildi.

‘HER YER TAKSİM, HER YER DİRENİŞ’

Karar sonrası mahkeme salonunda “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı atıldı. Can Atalay, kararın ardından salona seslenerek “Buradan Mücella ablamızı Bakırköy’e, bizi Silivri’ye götürecekler. Şunu bilin: Zulme boyun eğmeyeceğiz. Zulme karşı direneceğiz. Hiçbir hukuka aykırı işlemi kabul etmeyeceğiz. Halep oradaysa arşın burada” dedi.

Mahkeme heyetine seslenen Yapıcı, “8 çocuğun yanında benim 18 yıl yatmamın ne anlamı var. Vız gelir tırıs gider” ifadelerini kullandı.

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin davada duruşma savcısı celse arasında mütalaasını açıklamış, mütalaada, iş insanı Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilirken, 6 sanığın ise ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Mütalaada ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan ve ‘olayların organizatörleri’ oldukları öne sürülen sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Henry Jack Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Mehmet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dava dosyalarının ayrılarak, yakalama kararı infazlarının beklenmesi talep edilmişti.

DURUŞMADAN

18.35 Karar çıktı

Gezi davasında mahkeme, davada tutuklu yargılanan Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi ise 18’er yıl hapis cezasına çarptırıldı.

17.35 Duruşmaya ara verildi

Mahkeme heyeti duruşmaya hüküm kurulması için ara verdi. Karar bekleniyor.

17.30 Heyet sanıklara son sözünü sordu

Hakan Altınay: “Söyleyeceklerimi söyledim, beraatimi talep ediyorum.”

Mücella Yapıcı: “Son sözüm olduğunu düşünmüyorum. Ben 50 yıllık bir meslek insanıyım. Olabildiğince aydın olmaya çalıştım. Hiçbir zaman şiddeten yana olmadım. Toplum yararına mesleğimi onurla yürüttüm. Bugüne kadar tek bir çocuğuma haram lokma yedirmedim. hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk yapmadım. Mesleğimi mesleğim doğrultusunda kullandım. Yaşamımdan onur duydum. Aynı onuru benim yaşıma gelince sizin de yaşamınızı umuyorum. Hüküm sizindir.”

Çiğdem Mater: “Okuduğumuz her şey adlarımız ve mesleklerimiz dışında gerçek dışı. Adlarımızı darbecilikle yan yana sayılmasını da kabul etmiyorum. Protestolardan beklentim öldürülen gençlerin katillerinin peşine düşülmesiydi. Hakkımdaki tüm iddiaları reddediyor berastımı talep ediyorum.”

Mine Özerden: “Yürütmenin yargı üzerindeki vesayetinin son bulmasını, güçlünün hukukunun son bulmasını istiyorum.”

Can Atalay: “Bu bir yargılama faaliyeti değil. Eğer sorun Gezi’yi sahiplenmekse sahipleniyoruz. Bu bir son değil başlangıç mücadeleye devam.”

Tayfun Kahraman: “Olmayan bir suç üzerine yargılanıyoruz. Gezi bitmedi Gezi başarıyla sonuçlandı. Gezi Parkı yerinde duruyor. Fakat burada ne delil ne tanık tartışmadan savunma hakkımız bile kullandırılmadı. Asıl yargılanma nedenimiz siyasal iktidara muhalif olmaktı. Adeta hem iddianame hem de mütalaalar kevgire dönmüş durumda. Sizden beklentimiz talimatla yürüyen bu yargılama sürecini reddetmeniz.”

Yiğit Ali Ekmekçi: “Adil ve vicdanlı bir karar vermenizi diliyorum.”

Osman Kavala: “Siyasi ve ideolojik sizlerle hazırlanan komplo teorileri olguları gerçeklikten kopartır ve onlara subjektif anlamlar yükler. Aynı bu iddianame ve mütalaada olduğu gibi. AİHM’in kararından sonra aleyhime sunulan delillerin hiçbirinin beni suçla ilişkilendiremezken aynı delillerle yargılanmam hukuki değildir. Bu aynen ikinci iddianamedeki suçlar gibi yargı eliyle yapılan bir suikast eylemidir.”

gezi-davasi-karar-durusmasina-devam-ediliyor-1008008-1.
Çizim: Murat Başol

17.28 Can Dündar’ın avukatı Abbas Yalçın: “Bir gün mimarlar, gazeteciler, tiyatrocular bir araya gelmiş hükümeti ortadan kaldırmaya çalışmış! Benim müvekkilim de bir kanal kurmaya çalışmış. İyi ki işini iyi yapmaya çalışan onurlu insanlar var. Mahkemeden de bir talebim yoktur.”

17.26 İnanç Ekmekçi’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan: “Almanya Ağır Ceza Mahkemesi yoluyla müvekkilimin ifadesinin alınmasını talep etmiştik. Mahkemeniz bunu reddetti. Müvekkilim hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını ve hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”

17.05 Kavala’nın avukatlarından İlkan Koyuncu konuşuyor: “Tutuklu müvekkilimiz var. Biz diyoruz ki kararınız en azından şeklen uygun olsun, geç olsun. Erdoğan bu davanın mağduru, Osman Kavala AKP’nin harcı haline geldi. Bir gün Erdoğan, bir gün Bahçeli onun hakkında konuşuyor. 15 Temmuz ile ilgili yargılama yapıyorsunuz ama bir kişi bile Osman Kavala 15 Temmuz’da nerede olduğunu sormadı. Hükümete karşı suçlama yöneltiyorsunuz. Bu davada yargılanan sanıklar Ankara’ya gitmemiş. Cebir ve şiddet yoktu o yüzden çArşı’yı birleştirdiniz. Sonra onlara ceza vermek istemediniz, çünkü seçim geliyor. Bir zümreyi karşınıza almak istemediniz. ‘Siz’ derken kararına sahibine sesleniyorum. Mütalaada demişsiniz ki ‘Osman Kavala’nın faaliyetlerinde Kürt kökenli ve Ermeni kökenli vatandaşlarımıza ağırlık verdiği bilinmektedir.’ Yahu ben avukatıyım bilmiyorum, siz nereden biliyorsunuz?”

16.20 Avukat Tolga Deniz Aytöre: Bu mütalaaya uygun bir karar alırsanız Türk hukukunda bir kara delik açmış olursunuz

Köksal’ın ardından söz alan Avukat Tolga Deniz Aytöre: “Yargılama yapılmadı ki burada. Bir tane soru bile sormadınız Osman Kavala’ya. “Sen Gezi Parkı’na gittin mi?” diye sorsanız bile olur. Olağan dışı bir aceleyle karara gidiyorsunuz. Bari yegane deliliniz olan tapeleri getirip “Bunlar sanıkların sesi mi?” diye sorsaydınız. Tamamen bir ritüeli yerine getirmek için konuşuyoruz, bir daha böyle mütalaalar olmasın diye konuşuyoruz. Bu delilleri ısrarla kullanmak istiyorsunuz, çünkü elinizde başka bir delil yok. Bu tapelerdeki konuşmaların içeriğinde de bir suç yok. Organizasyondan bahsediyorsunuz. Cebir ve şiddet unsurunu sağlamak için çArşı davasıyla birleştirdiniz, sonra ayırdınız. Biz çArşı’yı organize etmediysek kimi organize ettik? Diyelim ki tapeler hukuka uygun. Osman Kavala’ya ait toplam 160 tapeyle mi organize etti? İlk tapenin tarihi 30 Mayıs 2013. Gezi’nin başlama tarihi 27 Mayıs 2013. Biz eylemlerden üç gün sonra mı eylemleri organize ettik? Bu mütalaaya uygun bir karar alırsanız Türk hukukunda bir kara delik açmış olursunuz ve bu delik kapanmaz.”

15.32 Avukat Köksal Bayraktar: Bu dava olağan dışı bir davadır

Bayraktar, Bircan’ın davadan çekilmesi talebinin reddinin ardından savunmasına devam etti: “Bu davada bazı arkadaşlarımız davanın siyasi olduğunu söyledi. Siyasi olduğu apaçık ortada, üzerine bir şey söylemeye gerek yok. Bu dava olağan dışı bir davadır. Bugüne kadar 20’ye yakın hakim değişmiştir bu davada. Gezi 2013’te gerçekleşti, yıl 2022. Suç ne hükümeti devirmek. Siz hiç olaylardan itibaren 10 yıla yakın süre sürdüğünü gördünüz mü? Siz işin esasına girmediniz, tanık dinlemediniz, bilirkişi incelemesi yapmadınız. Sadece sanıkların ifadelerini aldınız. Bir oyun mu oynanıyor? İddia makamı Gezi eylemleriyle ilgili “kalkışma” diyor. Kalkışma ihtilal ve darbe demek. Terimleri doğru seçmek gerek. Biz ihtilalci veya darbeci deriz. Böyle bir hakkınız yok. Bu sözü söyleyemezsiniz. Siz sürekli olarak “baz istasyonları verileri ve HTS kayıtları” gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar veriyorsunuz. 24 Mart 2015 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal vermesinin normal olduğu belirtilmiş. 4,5 yıldan beri Türk yargısı müvekkilim Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devam etmesi için inanılmaz bir çaba sarfetmiştir. Gece yarısı Silivri’den çıkarılırken yola adım atmadan etrafı polisler tarafından çevrilmiş yeniden tutuklanmıştır. Bu 21. yüzyılda hazin bir durumdur. Müvekkillerimiz müsnet suçları işlememiştir, suçun unsunları oluşmamıştır. Olaylarda aktif olarak bulunmamıştır. Tutukluluk halinin sona erdirilmesi ve hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”

gezi-davasi-karar-durusmasina-devam-ediliyor-1007986-1.
Avukat Köksal Bayraktar (Çizim: Murat Başol)

15.30 Hakan Altınay’ın avukatı Tora Pekin: Üye hakim Murat Bircan’ın bu davadaki hakimlik görevini kabul etmemesi gerekirdi. Mahkeme başkanı Mesut Özdemir’in Savcı Edip Şahiner’e görüşünü sorması üzerine savcı “Takdir mahkemenin” dedi. Mahkeme heyeti, üye hakim Murat Bircan’ın davadan çekilmesi talebinin “davayı uzatmaya yönelik bir talep olduğuna” karar vererek talebi reddetti.

15.25 Salona geri dönüldü. Avukat İşler’in savunmasının ardından Osman Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar konuşuyor: “Siyasi bir liderle arasındaki bağı açık eden bir hakimin karar verme mevkiinde bulunmaması gerekir. Bunlar üzeri örtülecek şeyler değil. Mahkemenin bir karar vermesi lazım, bu karar davadan çekilme şeklinde veya üye hakimin çekilmesi şeklinde olabilir. Biz sizi reddediyoruz. Bunun 4,5 yıldır tutuklu olan müvekkilimizin durumuna halel getireceğinin de farkındayız.”

15.13 Mahkeme heyeti, İşler’in konuşmasından sonra duruşmaya ara verdi.

14.32 Avukat İlkiz’in ardından Taksim Dayanışması bileşenlerinin avukatlarından Evren İşler konuşuyor: “Yeniden kıymetlendirme lafının ne olduğunu bilen yok, ilk kez bu iddianamede duyduk. Herhalde kıymeti kendinden menkul. Önünüzdeki tape kayıtlarına baktığımız zaman bu dinlemeleri yapan hakimler ve emniyet mensupları delil üretmekten yargılandı ve cezalandırıldı. Mahkemenizde bir tek delil tartışması yaptırılmadı, bütün talepler reddedildi.”

Avukat Evren İşler, cuma günkü duruşmada mahkeme başkanı Mesut Özdemir’in sözünü keserek savunma yaptırmadığı avukat Tora Pekin’in savunmasını okudu. Evren İşler devamında, “Manasız bir birleştirme süreci yaşadık, hemen sonrasında da hızlı bir ayırma kararı verildi. İstinaf mahkemesi kararında ‘elinde bir delil yok bir de oraya bak’ diyerek çArşı dosyasını işaret etti. Baktınız bulamadınız ve dosyayı iade ettiniz. Manasız bir birleştirme süreci yaşadık, hemen sonrasında da hızlı bir ayırma kararı verildi. İstinaf mahkemesi kararında ‘elinde bir delil yok bir de oraya bak’ diyerek Çarşı dosyasını işaret etti. Baktınız bulamadınız ve dosyayı iade ettiniz. Hükümetin istifasını talep etmenin suç olmadığını tekrar etmek gerek. Sanıklar hakkındaki bu iddianame yazana kadar hükümetler defalarca kez değişti. Hükümet kendine yönelik bir kalkışma olduğunu düşünseydi altı yıl beklemezdi. Bu dosyada adil dürüst bir yargılama hatta yargılama yapıldı mı? Hayır. Adil yargılanma olursa olsun olmazsa olmasın deyip geçebileceğimiz bir şey değil. Adil yargılanmanın sadece sağlanması gerekmez topluma yansıtılması gerekir. Adil yargılanma ancak böyle gerçekleştirilebilir” dedi.

İşler, şöyle devam etti: “Mahkeme heyetini oluşturan üyelerin ismini Google’a yazdığımızda üye hakim Murat Bircan’ın Bafra Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde çalışırken istifa edip hakim olduğunuzu görüyoruz. Murat Bircan aynı zamanda AKP’den milletvekili aday adayı da olmuş. Güveniyor. Bu dosyada Erdoğan ilk mağdur. Bu üye hakimin talimat almasına gerek yok.Üye hakim onu seviyor zaten.”

gezi-davasi-karar-durusmasina-devam-ediliyor-1007921-1.
Osman Kavala (Çizim: Murat Başol)

13.38 Avukat Fikret İlkiz: Biz tekrarların tekrarlarını yaşıyoruz

Duruşma Taksim Dayanışması bileşenlerinin avukatlarından Fikret İlkiz’in konuşmasıyla devam ediyor: “Emniyete savcılığa talimat verme yetkisi verilirse ortaya 2 bin sayfadan fazla fezleke ortaya çıkar, 657 sayfalık bir iddianame ortaya çıkar. 30 ACM’deki yargılamaya hiçbiriniz katılmadınız, orada neler konuşulduğunu bilmiyorsunuz. Biz tekrarların tekrarlarını yaşıyoruz. Yargı organları aynı şeyleri tekrarlatmak için insanları sanık yapma hakkına sahip değildir. Hükümete karşı suçlar kapsamında yapılmış bir dinleme yok bu dosyada. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı verirken bunların zehirli ağacın meyvesi olduğunu söyledi. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında Osman Kavala’nın Gezi’nin finansörü olmadığı belirtildi. Müvekkillerim de değildir, olamazlar da çünkü beş paraları yok. Ters çevrilmiş araçların görüntüleri sanıklara izletildi, ne diyorsunuz denildi. İkinci mütalaada da yine aynı görüntüler önümüze getiriliyor ama İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi bu görüntülerin sanıklarla bağlantısı olmadığını söyledi. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk yargılama sırasında kaç iddianame düzenlerseniz düzenleyin aynı savunmayı yapacağını söyleyen Mücella Yapıcı, yine aynı savunmayı yaptı. Beş yıl sonra yine yargılarsanız yine aynı savunmayı yapacağız. Savcılığın esas hakkındaki mütalaası 72 sayfa, mütalaaya karşı aynı sayfalarla yanıt vermek için 72 sayfalık beyanımı sunacağım. Her olasılıkta derhal karar vermek istiyorsunuz. Savunma için süre verilmesine dair bir karar çıkmadı ağzınızdan. Başka bir ceza muhakemesini dikkate almıyorsanız savunma için süre verilir. Avukat Tora Pekin konuşurken 48 dakika oldu dediniz. Süre mi tutuyorsunuz? 10 dakika daha süre verdiniz. Bu savunma hakkının ihlalidir. O halde biz burada ne yapıyoruz? Bir ritüeli tamamlamak üzere savunma yapıyoruz. Bu insanlar size karşı ne kadar çok şey savundular! İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bekleyen bir dosyanız varsa getirin, bizi tekrar yargılayın! Hangi yasada yeri var bunun: Ne dersen de karar belli!”

12.51 Duruşmaya yarım saat ara verildi.

12.21 Avukat Bahri Belen: Bu dava hukukun siyasetle dansıdır

Avukat Bahri Belen konuşuyor: “Mahkemenin beraatin dışında bir karar verme olasılığı yok. Çünkü İstinaf Mahkemesi’nin kararındaki gereklilikleri yerine getirilmemiş. Müvekkilimin çalıştığı vakıfta yapılan denetimlerde hiçbir usulsüzlük bulunmadı. Müvekkilimin sorgusu da yapılmadı. Aslında bu dava hukukun siyasetle dansıdır. Siyaset dans etmek isteyebilir ancak hukukun böyle bir dansa izin vermemesi gerekir. Başta müvekkilim olmak üzere dosyadaki sanıklar hakkında, mahkemenin siyasetin dışında hakimler olarak bir karar vermenizi talep ediyorum.”

12.19 Verilen aranın ardından duruşma devam ediyor.

12.08 Duruşmaya 5 dakika ara verildi

Duruşmaya, SEGBİS kaydının yenilenmesi için 5 dakika ara verildi.

11.10 Avukat Hasan Fehmi Demir: Müvekkillerimiz olmayan suçun savunmasını yapmaya çalışıyorlar

Avukat Emel Ataktürk’ün savunmanın ilk bölümünü tamamlamasının ardından Ekmekçi’nin diğer avukatı Hasan Fehmi Demir ikinici kısım için söz aldı. Demir, şöyle konuştu: “Bunlar ‘bana suçumu verin’ davalarıdır. Çünkü bu davalarda suç yoktur, suçluluk inşa edilir, niyet okunarak suç yöneltilir. Müvekkillerimiz olmayan suçun savunmasını yapmaya çalışıyorlar. Yapmadıkları eylemleri kanıtlanmaları istiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bugün hapiste olan farklı fraksiyona mensup eski meslektaşlarının yöntemlerini tekrarlamakla kalmıyor, istismarcı Anayasa alayışı ortamında temkinli davranırken, sanatı, hak savunusunu kriminalize etmeye çalışıyor. Savcı, Gezi Direnişi boyunca öldürülen tek kişinin adını dile getirmemiştir. Ethem’in katili polise verilen 15.000 ile kaç direk onarılır? Sizce biber gazıyla insanlarımızın öldürülmesi mi ülkemizin yüzünü karartır yoksa biber gazının kullanımına karşı çıkmak mı? Tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermek hukuki sorumluluktur.”

gezi-davasi-karar-durusmasina-devam-ediliyor-1007873-1.
Çizim: Murat Başol

10.51 Avukatı Emel Ataktürk: Bu dava toplumun susturulmasını amaçlayan politik bir davadır

Avukat Köksal’ın ardından yargılananlardan Yiğit Ali Ekmekçi’nin avukatı Emel Ataktürk söz aldı. Ataktürk, şunları söyledi: “Bu dava insan hakları için çalışanların ve sivil alanın yok edilmesine yöneliktir. Konusu suç olan eylemlerin yargılanması değil, hak savunucuları üzerinden tüm toplumun susturulmasını amaçlayan politik bir davadır. Gezi ve Çarşı davaları yüksek mahkemelerde incelenirken siyasi otoriteler Gezi davası hakkında yorum yapmayı sürdürdü. Gezi ve Çarşı davaları yerel mahkemeye döndüğünde de müdahaleler sürdü. 30 ACM dosyaya daha hakimdi, beraat kararı verilmişti ama dosya tefrik aşamasına geldiğinde dosya hızla karara çıkarılmak için 30 ACM’ye değil mahkemenize verildi.”

gezi-davasi-karar-durusmasina-devam-ediliyor-1007853-1.
Görüntünün bozuk olduğu SEGBİS yayınıyla duruşmaya bağlanan Osman Kavala ve Avukat Tuğçe Duygu Köksal (Çizim: Murat Başol)

10.12 Avukat Tuğçe Duygu Köksal: Beraat kararının ardından bugün hangi deliller tartışıldı, ne değişti?

Duruşmada ilk sözü yargılananlardan Mine Özerden’in avukatı Tuğçe Duygu Köksal aldı. “Beraat kararının verildiği 18 Şubat 2020’den beri bu dosyada hiçbir ilerleme yok derhal beraat kararı verilmesi gerekir” ifadelerini kullanan Köksal, şöyle devam etti:

“Aslında savunma yapmak yapmamak arasında kaldık. Suç unsurları oluşmadığından 2020deki beraat kararı verilmediğinden, o günden bu yana dosyaya eklenen de olmadığından beraat talep edip oturmam gerekiyor. CMK 217 kapsamında yargıçlar, mahkeme önlerinde tartışmalardan sonra vicdanına göre karar verecek. Sanık Mine Özerden’in beraat kararının ardından bugün hangi deliller tartışıldı, ne değişti? Değil sözlü savunmamın dosyaya koyduğum taleplerimin ne kadar okundu? İstinaf Mahkemesi beraat kararını bozmadı. Delillerin toplanması, tartışılması ve çarşı davasıyla birleştirilerek bir de oradan bakılması isteniyor. Ben de delillerin toplanmasını istedim. Benim bu talebim okunmuş olsaydı, ara karardan dönülmüş olacaktı. Bu dosyada istinaf kararının tek yerine getirildiği işlem çarşı dosyası ile bu dosyanın birleştirilmesi oldu. Bu dosyada çarşı davasıyla birleştirme talep edildi çünkü istinaf oraya da bak belki oradan da bir şey bulursun dedi. O dosyadan hiçbir şey çıkmayacağı için ara karardan dönüldü. Beraat kararının tersine hiçbir aleyhe delil çıkmadığı için dosyalar ayrıldı. Ne yapılabilirdi? Derhal beraat kararı verilebilirdi ama ne oldu esas hakkında mütalaaya verildi. İstinaf kararında tartış denilen hiçbir şey tartışılmadı. 18 Şubat 2020’deki beraat kararını tersine çevirecek hiçbir şey dosyada yok. Müvekkilim Osman Kavala ile telefon görüşmesi olduğu için suçlanıyor. Bir delil hukuka aykırıysa kabul etseniz ne olur? Hukuka aykırıdır, hiçbir şekilde değerlendirmeye alamazsınız. Ortada işlenmiş bir suç var mı? Kavala Türkiye kararı buradaki 7 sanığı ilgilendiriyor. Yargı bakımından baktığımızdan önce bir suçun olması lazım. Mine Özerden’in hakkını kullanması bir suç unsuru olarak kabul ediliyor. Mine Özerden’in tek bir provokatif paylaşım�� yok. Anadolu Kültür’ün şirket olması, vakıf olması ne beni ne yargıyı ilgilendirir. Anadolu Kültür’e dair tek bir delilim var, savcının iddiasına karşı Asliye Ticaret Mahkemesi kararı. Buna ilişkin MASAK raporu, Vergi Başmüfettişliği de var. Telefon konuşmasında Mine Özerden’le Osman Kavala telefonda konuşuyor. Mine Özerden gaz maskesi talebini söylüyor. Orantısız güç kullanmayın diyen bir platforma orantısız güç kullanılıyor buna ilişkin de bir ihtiyaç var. Vergi Başmüfettişliği raporunda Mine Özerden’in böyle bir hesabı olmadığını söylüyor. Savcılığın iddiasına karşı Başmüfettişlik raporu. Deniz gözlüğü, gaz maskesi, sargı bezi yazmış ihbarcı. Çünkü taksimde kolluğun ne yaptığını biliyor. Bunları salına getirmiş, gaz maskesi deniz gözlüğü ve sargı bezi. 18 şubat 2020’deki karardan aksi yönde bir karar verebilecek durumda değildir mahkeme, dolayısıyla beraatını talep ediyorum.”

10.09 Duruşma başladı

Gezi davasının karar duruşması için mahkeme heyeti yerini aldı.

‘DİRENİŞİ KİRLETME ÇABASINDAN VAZGEÇİN’

Duruşma öncesi adiliye önünde bir basın açıklaması yapan Taksim Dayanıuşması da bir kez daha ‘hukuksuz dava geri çekilsin’ çağrısı yaptı. Açıklamaya milletvekilleri, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Basın açıklamasında, “Ülke tarihinde bir onur sayfası olan Gezi Direniş’ini karalama çabasından derhal vazgeçin. Herkesi Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Hep birlikte baskılara direnmenin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktır. Gezi yargılanamaz” denildi.

DAVA SÜRECİ

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin aralarında iş insanı Osman Kavala, gazeteci Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora’nın da bulunduğu 16 sanığın ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan yargılandığı dava, 18 Şubat 2020’de karara bağlanmıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanık Osman Kavala’nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatına, sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi ve Mehmet Ali Alabora’nn ise dosyalarının ayrılmasına hükmetmişti. Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye 3. Ceza Dairesi 22 Ocak 2021’de 9 sanık hakkındaki beraat kararını bozmuştu.

Bozma kararının ardından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Nisan 2021’deki duruşmada bu dava ile yakalamalı sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dosyasının birleştirilmesine karar vermişti. Bunun yanı sıra Osman Kavala ile CIA eski danışmanı Henri Barkey’in FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin ‘Anayasayı ihlal’ ve ‘Devletin gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme’ suçlarından İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları davanın Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti.

Öte yandan, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuştu. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Gezi Parkı direnişine ilişkin dava ile Çarşı davası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun belirtildiği kararda, örgüt üyeliği suçunun özelliği nazara alınarak, her iki dosyanın birleştirilmesi tarafına gidilmesi, sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma neticesinde beraatlarına karar verilmesinin bozma nedeni sayıldığı vurgulanmıştı.

Davalar verilen bozma kararlarının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmişti. Gezi Parkı ile Çarşı davası dosyası, 21 Şubat’ta görülen dördüncü duruşmada, davaların geldiği aşama dikkate alınarak yeniden ayrılmıştı.

Günün Önemli Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.